Araştırmacı Çevre Yazarı Türksen Başer Kafaoğlu
‘’Derdimi ummana döktüm ‘’ diye bir şarkı geldi aklıma ve gülümsedim. Son yıllarda artık, okyanuslar da sıkıntılardan dolup taşmak üzere. Ve ben de sıkça rastlanan bir sorunu okurlarımla paylaşayım dedim. Çanakkale’nin Geyikli kırsalında edindiğimiz evlere yıllar sonra elektrik tahsis edilmişti. Tam sevindik derken uygulamada kötü bir sürprizin karşımıza çıkıvereceğini düşünmemiştik. Binamızın dibine hem de arsamızın içine kocaman bir elektrik trafosunun dikilmiş olduğunu gördük. Yukarı doğru yükselen aygıtı görünce donup kaldık. Gri kutu üstüne çizilmiş bir kuru kafaydı bizi karşılayan. Yapılan yer seçimi yanlıştı. Trafo yönetmeliğine göre, evden en az 8 ile 12 metre uzaklıkta olması gerekirken, yakınlığı sadece 1.5 metreydi. Üstelik, mülk sahibine dahi sorulmadan, ilgili yasaya da aykırı olarak, öylesine yapılıvermişti. Tanımlamaya çalıştığım aygıtın kutusu, zamanla paslandı, koyu kahve rengine dönüştü ama yenilenmedi. Yıllarca görüntü kirliliği ve risk içeren harabeyi kapımızdan her girip çıktığımızda görmek ve çıkardığı ürkütücü titrek sesi duymak durumunda kaldık.
Arıza olduğunda zorunlu olarak kutusu açılıp çalışılsa da kontrol amaçlı periyodik bakım yapılmadığını gözlemledik. Yıllanmış olan söz konusu enkazın tepesine konan kuşlar ve sincaplar anında çarpılıp yere düşüyorlar. Tehlike saçan bu çirkinlik anıtı, bahçemizin içindeki meşe palamudu ağacına 1metre, arkamızdaki çam ormanına da yaklaşık 10 metre uzaklıkta. Demem o ki her an bir patlama ve çevreye kısa sürede yayılıverecek orman yangını riski ile karşı karşıyayız. Balkonlarımıza da çok yakın. Bu nedenle radyoaktiviteden de nasibimizi almaktayız. İdarenin, yönetmeliğe ters düşen uygulamasından sonra ‘’Biz yaptık böyle oldu, uğraşmak da sizin işiniz’’ demek anlamında bir emrivakiydi yapılan işlem. Üstelik bu işler, dilekçeyle olup bitecek gibi de değil. Bir sürü kurum arasında koşturup durmak gerek. İşte size özel sektör keyfiliğinin tipik örneği. Çıkabilirseniz çıkın işin içinden. Çoğu yurttaşın özel kurumlarla yaşadığı sorunlardan sadece biriydi anlattığım. Galiba derdimizi anlatabilmek için bir Marko paşa’ya gerek var. Her yıl hektarlarca orman yangınına neden olan bu ve benzer konular, sorumlu idareler tarafından incelenerek titizlikle ele alınmalı. Demirbaşların bakımı, orman ve yerleşim yerine yakınlığı, kontrol edilmeli. Yer seçimi hatası yapılmışsa da kurum, yasal sorumlulukları gereği yer seçimi yanlışını düzeltme yoluna gitmeli. Aksi halde orada çıkacak bir orman yangını ya da can kaybı, şirketin sorumluluğunda olacaktır. İlle de yasal yollar mı gerekli? Kurumların yaptıkları hatalı işler yüzünden, yurttaşların mağdur edilmemesi gerek. Daha geçen yaz, çok yakınımızda çıkan yangında evlerimizi boşaltmak durumunda kaldık. Ertesi gün de acilen muhtarlıkta, yangın üzerinde görüşmeler yapmak üzere toplantıya çağrıldık. Orman idaresinden genç bir görevli, tedbir bilgileri verdi. Bizler de denize düşen yılana sarılır hesabı, hiçbir yetkisi olmayan bu güzel insana teşekkür edip, istek ve düşüncelerimizi belirttik. Üstelik olamayacağını bile bile, yapılması gerekenleri ve önerilerimizi üst makamlarına iletmelerini istedik. Aradan aylar geçti, sonuç değişmedi. Sözünü ettiğim toplantıda, görevli memurun ‘’Evinize bitişik yanıcı ağaç bulundurmayın’’ uyarısı dikkatimi çekmişti. Tam da bu, benim anlatmaya çalıştığım sorundu. Ne var ki düşürüldüğümüz garip durumla baş etmek ve düzenlemek bizim değil, yasal olarak ilgili orman işletmesinin ya da elektrik idaresinin görev kapsamı içinde olsa da konuşulanlar orada kaldı. Böylesi sorunlar yaşayan yurttaşların sesleri duyulur mu bilmem ama ‘’ özel sektör kurumları, sık sık ödemelerimize zam yapıyor. O halde yasal görev ve sorumluluğunu da yerine getirmeli. Yaptıkları yanlışlıklar için, özür dilemeli ve yurttaşları idari ya da yasal yollara doğru zorlamamalı’’ diyoruz. Anlatığım sadece, yurttaşların yaşamakta olduğu gerçeklerden biriydi. Elbette özelleştirmenin sonuçları. Artık, akıma kapılıp yaşamını yitirenler ve önü zor alınan yangınlarla ilgili haberler duymamalıyız yaz boyunca, istemler bu yönde.


