Araştırmacı Çevre Yazarı Türksen Başer Kafaoğlu
Sıcaklıklarla baş edebilmek için bu yaz aylarını, klima su kullanımı aşırı güneşe maruz kalmama gibi çarelerle savabildik. Gelecek yıllarda daha da artacağına göre o iklim şartlarıyla yaşamaya alışabilecek miyiz bilinmez. İnsanlar, doğanın gücüne ne denli dayanıklı? Bunu hep birlikte göreceğiz. Dünyanın dengesi öyle bir bozuldu ki, Avrupa şimdiye dek hiç görmediği sıcakları yaşadı. 24.000 kişinin aşırı dayanamayıp öldüğünü öğrendik. Böyle havalarda ağaçların altında serinlemeye, temiz bir denize atlamaya gereksinim duyarız. Ama ne yazık ki bu gidişle yakında temiz deniz ve yanmamış ağaçlık alan bulamayacağız. Uyarılara karşın hala sorunlar büyüyerek devam ediyorsa, diyecek söz bulmak zor. İklim değişimleri artınca yangınlar yine çevreyi sarmaya başladı. Muğla, Fethiye, Seydi kemer, Kumluca, Altınoluk, Yalova, Kaş, Armutlu, Balıkesir, Silivri, Edremit, Gömeç, Çanakkale bölgelerindeki yaşam kaynağı orman ekosistemleri yok oluverdi. Kıvılcımla ve bir anda cayır cayır yanıveren çamlardan kozalakların uzaklara fırlamasıyla büyüyen alevleri söndürme çabasında olanlar için de zor saatler yaşandı.
Çılgınca esen poyraz rüzgarları, alevleri körükleyip çoğalttı. Çanakkale gibi bazı illerde ruzgarın hızı 50-60 derece seviyelerindeydi. Yerleşim yerleri insanlar hayvanlar ve bitkiler zarar gördü, hava kirliliği arttı. Resmi kaynaklara göre, 1 Haziran-1 Ağustos ayları arasında 64 orman yangını o güzel yemyeşil alanları kapkara kül yığınına çeviriverdi. İstanbul’da gölgede 39 dereceye varan sıcaklıklar, nem oranı ile daha yüksek hissedildi. Yaşananlar, görmezden gelinemez desek de yine insan eliyle tahripler sürüyor. Şu sıralarda Tuz Gölünün rengi kirliliklerle kırmızıya dönmüş. Nedeni araştırılıp önlem alınmalı. Deniz araştırmacılarına göre, Akdeniz’de de mikro plastik kirliliği had safhadaymış. Canlılar da besin zinciri ile olumsuz etkileniyor. Yani bizler de bu gıda çemberinin içindeyiz. Çatalca Kalfaköy’deki 1600 yıllık Antik Kent alanında maden çıkarılması için hazırlanan rapora da ‘’ÇED olumludur’’ onayı verilmiş, elbette kabul edilemez bir durum. Sıcaklık değişimi her ortamda risk taşıyor. Yakıcı güneşin altında ücretleri ödenmeyen maden emekçileri, günlerce çalıştıkları ayların ücretlerini alabilmek için hak mücadelesi veriyor. Bir taraftan da Beypazarı’nda göçük altında yaşamını yitiren ve yaralanan maden işçilerinin haberi içleri, sızlatıyor. Bunaltıcı yaz aylarında, her yurttaşın yaşam hakkı gereği, kırlara bahçelere tertemiz yerlere gidip doğanın nimetlerinden olduğunca yararlanması doğal bir istem. Tabii gidenler olduğu kadar, ekonomik nedenlerle gidemeyenler de var. Sıcak günlerde, bol su içip, kavun karpuz üzüm, şeftali gibi sulu ürünleri tüketmek gerek. Keşke tüm kesimler bu olanaklardan yararlanabilse. Gaziler gereken saygıdan uzak iç acıtan olaylar yaşadı. Kadın cinayetleri, yaşı küçük çalışanların iş kazalarında yaşamlarını yitirmesi, güvensiz gıdaların tüketilmesi hiç hız kesmiyor. Dünya’daki yapay zeka ağlarının tuzağı ile ilgili edindiğim bilgi çok garip. Neymiş? Kaliforniya’da Rasyonistler grubu, kutsal bir kitap hazırlamış. ’’Bu kitap olmasa, yapay zeka insanlığın sonu olacak’’ açıklaması yapılıyormuş. Bakarsınız buna da inananlar çıkar. Dünya’daki çılgınlıklara artık şaşıramıyoruz. Neyse, biraz da güzel haberlere geçsem iyi olacak. Konya’daki köy otelinde ücretsiz olarak gençlerin misafir edilmesi, iyi bir örnek. Tabii tarımla ilgili tüm çalışmaları yapmaları şartıyla. Hem gençler hem de çiftçiler için yararlı bir emek dayanışması örneği. Geçen ay sonunda Filenin Sultanları şampiyon olmuştu, yazamamıştım ama gurur duyduk doğrusu.
12 Ağutos’un ılık gece karanlığında sahilden gök yüzündeki yıldızların kayışını seyrettik. İnanılmaz bir meteor yağmurunu şöleniydi.
Ayın en değerli günü, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’daki Büyük Taaruz ile kazanılan
Zafer Bayramı idi. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla, kutlamalar yapıldı.
Önümüzdeki ay güzel haberler yazmak dileğiyle.



Güzel bir iklim ve çevre değerlendirilmesi