Bellek Kadıköy
  • Anasayfa
  • Bellek Kadıköy Hakkında
    • BELLEK – KADIKÖY
  • Blog Yazıları
    • Sosyal Çevre
    • Doğal Ve Mimari Çevre
    • Kültür Ve Sanat
  • Fotoğraf Albümleri
  • İletişim Bilgileri
No Result
View All Result
Bellek Kadıköy
  • Anasayfa
  • Bellek Kadıköy Hakkında
    • BELLEK – KADIKÖY
  • Blog Yazıları
    • Sosyal Çevre
    • Doğal Ve Mimari Çevre
    • Kültür Ve Sanat
  • Fotoğraf Albümleri
  • İletişim Bilgileri
No Result
View All Result
Bellek Kadıköy
No Result
View All Result
Home Blog Yazıları Sosyal Çevre

Değişimlerle Müzikli Yıllar

by adminoad136
Şubat 11, 2026
0 0

Araştırmacı Çevre Yazarı Türksen Başer Kafaoğlu

1960 Yılı ortalarına dek Dünya’ya Rock and Roll ve bileşimi müzik türleri yayılmıştı. Daha sonraları, Latin Amerika, Küba, Jamaika müzikleri yaklaşık 10 Yıl kadar sürdü. Cha cha cha, Calipso ve swing’in yanı sıra Beatles F. Sinatra, P. Como, T.Bennet gibi ünlüler ve Glenn Miller gibi orkestralar epeyce beğeni topladı. Ülkemizde de bu rüzgarlar yayılırken, Tülay German, Timur Selçuk, İlham Gencer en çok dinlenenler arasındaydı. 1961-62 Yıllarında kulaklarda yer eden ‘’Kula kulluk yetsin artık – Bu keşmekeş bitsin artık’’ cümlelerinin yer aldığı amele marşı, vurgu ve tonlarıyla sosyal değişimin sesi.  O yıllarda doğan yepyeni sol hareketin de yüksek tonda söylediği bir marştı. Basbariton Ruhi Su, Aşık İhsani ve Nesimi gibi Halk Ozanları da coşku dolu yapıtlarını sunuyorlardı. 1970‘li Yıllarda ritmi ve sözleriyle toplumu sarsan sesler yükselmiş, değişim öyküleri yazılmıştı. Dünya’da ABBA Müzik Gurubunun; Ülkemizde de Zülfü Livaneli‘nin yükselişini anımsarız. 1972’deki o Kanlı 1 Mayıs Marşının vuruculuğu, Timur Selçuk’un Long Play’ine girince sesler, toplumun önemli bir kesiminde çoğalıvermişti. 1977’de Taksim Meydanında Ruhi Su ve Dostlar Korosu büyük bir coşkuyla dinlendi. 1979’a doğru Cem Karaca ve Yeni Türkü gibi guruplar devredeydi.  Can Yücel’in ‘’Sardunya’ya Ağıt’’ Şiirine ve bestesi Selim Atakan’a ait olan nefis bir yapıt, enstrümantal olarak seslendirilirken. Selda Bağcan ve Esin Avşar benzer hareketliliği yansıtan eserlere imza atmıştı.

1980 Yılları karmaşık bir süreçti, müzikteki ani farlılıklar arasında Arabesk Müzikten, Züğürt Ağa’ya dek bir uzanış belirdi.  Sanki toplumsal yaşam, özgürlükten yalnızlığa itiliyordu.  Ahmet Büke’nin ‘’80’lerde Çocuk Olmak’’ adlı Derlemesinde, 12 Eylül, 10 Yaşındaki bir çocuğun gözüyle anlatılmış. Burada ‘’Aldırma Gönül Aldırma’’ Türküsüyle ilgili şöyle bir öykü var.

‘’Daha çocuktuk, bir gün bahçe duvarında kardeşlerimizle bu türküyü söylüyorduk. Yanımıza yaklaşan resmi görevli, kalın ve korkutucu ses tonuyla ‘Bu türküyü bir daha söylerseniz sizi içeri alırım’ diye sert bir tavırla bizi azarladı’’ Çocuklar, Neye uğradıklarını bilememiş, o güleç  masum yüzlerini, aniden büyük bir şaşkınlık ve korku bürümüştü.  Böyle bir tavrın, kalıcı izleri hiç unutulabilir mi?  Yaşanan onca zor günlerin ardından değişen müzik türleri, artık sadece sese değil, görüntülere de yer veriyordu. Yine de İlhan İrem’den ‘’Olanlar Olmuş’’ Aşık Mahsuni’den ‘’Domdom kurşunu‘’ gibi Türküler de çok dinlenir oldu.  80’li Yılların zulmüyle toplumda yaşananların ardından yeni atılımlar olsa da bazı gözlemler, bir kesimi kapsayan geri çekiliş, duraksama ve arayışlar olduğunu, işaret ediyordu. Yine o yıllarda 24 Ocak Kararlarıyla özelleştirmeye, köşeyi dönmeye geçiş sinyalleri verilmiş, toplumda çılgınca yönelişler zemin bulmuştu. Türkiye yaşlanıyor muydu?  Yoksa, bu dönemler, gençliğini yaşamayanların hüzünlü yaşlanışı mıydı?  1980’lerde Dünya ülkelerinde sahiplenilen Elektronik Pop’un hışırtısının, Heavi Metal’in gümbürtüsünün, Hip Pop, Rap, Break Dance gibi müziklerin, gerileme mi? yoksa yeni bir hamle mi olduğu tartışılır oldu. Bizde de Cem Karaca  ve  çeşitli guruplar, aranjmanlar ve Anadolu’nun bağrından kopan sanatçılar, ünlenip hızla ön plana geçiyorlardı. Mastika oyunları ‘’Sen Ağlama’’ gibi türküler, Türk Sanat Müziği Dinletileri yelpaze gibi yayılıverdi. O sıralarda Ahmet Kaya, acılı kesimlerin duygularına merhem oldu ve sanat gündeminde iyi bir yer buldu. ‘’Görecek günler var daha’’ şarkısı, bazı kesimler için umut seslerini tazeliyordu.  2025’de yitirdiğimiz Edip Akbayram’ın anlamlı ve yankılı türküleri hep kulaklarda.

Aynı ortamlarda bulunduğumuz sevgili arkadaşımız, Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in ’’Dostum dostum – Güzel dostum – Bu ne beter çizgidir bu – Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız – Bir yanımız bahar bahçe’’ Şiiri, dönüştürülen ve biraz da şaşkın bir gerçeklikti. Neyse, tarihi değişim süreçleri, farklılıklar gösterse de bir gün, söz konusu kaotik yapıların,  pırıl pırıl günlere açılmayacağını nereden bilebiliriz ki?  ‘’Görecek Yıllar var daha’’

Tags: bağdat caddesihaldun tanerkadiköy iskelekadıköy belediyesikadıköy bellekkadıköy boğakadıköy lifeSosyal Çevre
ShareTweetPin
Previous Post

Yeni Yıl Hoş Geçsin! Aylardan Ocak /2026

Next Post

Mars, İnsansı Yapay Zeka ve Yeni Buluşlar!

adminoad136

adminoad136

Next Post

Mars, İnsansı Yapay Zeka ve Yeni Buluşlar!

Aylardan Şubat /2026

Comments 1

  1. Yahya Dogan says:
    2 ay ago

    Hayat uçup gidiyor,nerelerden nerelere savrulduk
    Güzel sahipsiz ülkem, bu durumlara düzeyi hiç hak etmedi.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Bellek Kadıköy Hakkında
    • BELLEK – KADIKÖY
  • Blog Yazıları
    • Sosyal Çevre
    • Doğal Ve Mimari Çevre
    • Kültür Ve Sanat
  • Fotoğraf Albümleri
  • İletişim Bilgileri

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In