Araştırmacı Çevre Yazarı Türksen Başer Kafaoğlu
Olası bir İstanbul depreminde çoğu yerde olduğu gibi nüfus yoğunluğuna karşın, açık alanlar son derece kısıtlı. Bunlardan biri de Caferağa Mahallesi Şair Nefi sokaktaki 3800 Metrekarelik Afet koordinasyon ve sığınma alanı. Ayrıca Moda Bostanı, Muhtarlık, Sağlık Merkezi, Acil Servis, Temizlik İşleri Hizmet Birimi, Çocuk Parkı, Halı Saha, Otopark, Afet yeri olmak üzere Toplam 11.775 Metrekarelik açık alanın, Vakıf tarafından kat karşılığı lüks inşaat yapımı için ihaleye açıldığı, Mahalle Muhtarı tarafından bildirildi. Yerleşik nüfusu 25.000 olan Caferağa Mahallesi için Moda’lılar ‘‘Deprem Sığınma Alanları yetersiz’’ diye yakınırken şu duruma bir bakın. Söz konusu alana, Vakıf tarafından 4 Bloklu Site yapılmak isteniyormuş. Aslında bu durum, uzun süredir ısıtıp ısıtıp ortaya dökülen kronikleşmiş bir konu.
Önceleri de vakıflar tarafından otopark yapılması istenmiş ve ruhsat verilmiş. Yükselen itiraz üzerine de iptal edilmişti. Sonra da ilçe belediyesi Vakıftan alanı kiralayıp, Sabit Pazar oluşturarak hizmete açmıştı. Biz de Gönüllü Kuruluş olarak iki bitişik dükkan için talepte bulunmuştuk. Merkezimizi burada esnaf ve mahalle komşularımız arasında kurmuş olduk. 1993 de S.O.S Çevre Gönüllüleri tabelasını astığımız merkezde, bir de Halk Kütüphanesi oluşturduk. Etkinliklerimizle Sabit Pazara, kültürel ve toplumsal bir enerji katılmıştı. Her hafta sonu, bir bilim insanının söyleşisi oluyordu. Öyle ki kapalı bölüme sığmayanlar, dışardan izlemeye çalışıyordu. Değerli Hocamız Server Tanilli geldiğinde de böyle inanılmaz bir katılım olduğunu, anımsıyorum.
1999’da Pazarın yıkılacağını duyunca muhtarlığın önünde bir protesto ve basın toplantısı gerçekleştirdik. Buranın yeşil alan olarak kalmasını istiyorduk. Yıkım başlayınca belediye şemsiyesi altındaki Gönüllülere yer gösterildi. Ama S.O.S, özerk yapıda bir gönüllü kuruluştu. Bu nedenle binlerce değerli kitap ve eşyasıyla ortada kalıverdi. 2004‘de kişisel gayretlerle bir başka yere taşındık. Yıkılan bölgeyi 2014’de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Afet toplanma alanı olarak belirledi. İlk ekolojik bostan oluşturmak ve buraya sahip çıkmak üzere Modalı dostlarla toplanıldı. Su bağlantısı yoktu. Her birimiz evlerimizden şişelerle su taşıyıp ekilen bitkilere bakım yaptık. 2018’de alanın güvenlik için etrafı çevrilmiş, Permakültür Bahçesi oluşturulmuştu Modalılarla. Daha sonra iyi bir şey oldu. Caferağa’da her apartman kapısına olası deprem için, bir bildirim yapıştırıldı. Üzerinde binada yaşayanların, hangi sığınma açık alanına gitmesi gerektiği yazılıydı. Bunlar arasında Şair Nefi sokaktaki söz konusu yer de vardı. Demem o ki, betonlaştırma istemi aniden ortaya çıkmadı. Ama yine de yeşil alanın olarak korunabilmesi için uğraşıldı.
Aslında Küçük Moda’daki lüks konutlarının da en değerli yeşil alanları yok ederek o müthiş alanı kaplaması, ön bir uyarı adımıydı, bize göre. Moda sosyolojisinin, doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin değiştirilmeye çalışılmasına izin verilmemeli. Böyle açık alanlara ihtiyaç varken asırlık özel ağaçlarımız, kent dönüşüm projeleriyle yok edilmemeli.
Muhtar Zeynep Ayman’la da kurumsal olarak deprem sığınma alanının durumu takip edilmiş, toplantılarda gündeme getirilmişti. Hatta ‘’Deprem Ön Bilgilendirme Acil Yardım ve Kurtarma Projemiz’’in de Caferağa ile ilgili kısmını, kendisiyle ev ev dolaşarak gerçekleştirmiştik. Bu önemliydi. Koruma zinciri günümüze dek sürdü. Son gelişmelerle ilgili olarak Mahalle muhtarının, ekibiyle detaylı ve işlevsel bir deprem çalışması yürüttüğünü, bir toplantıda öğrenmiş olduk. Bu sığınma alanı için de epeyce temaslarda bulunmuş. Aşamaları, basın ve sosyal medya paylaşımıyla açıklamakta. Mahalleliler, kendisine destek veriyor. İmza kampanyası açıldı. Belediye, ihalenin iptali için dava açtı. Deprem riskine karşı, yeşil alanların daraltılması değil, tersine çoğaltılması gerekiyor.



Bu gidişle olası deprem de bir toplanma ve barınma alanı olmaz ise kuşlar gibi deprem kalıntılarının üzerinde tüneriz.