Araştırmacı Çevre Yazarı Türksen Başer Kafaoğlu
Çobanın biri çok akıllıymış. Yakınları ona ‘’Sen okumalıydın, hala da okuyabilirsin’’ deyince
o da ‘’Süyle dağları devirem, bana oku yaz deme’’ demiş. Okumayı sevme alışkanlığı ailede ve küçük yaşlarda verilmeli ki, kitap sevgisi gelişsin.
Bundan yaklaşık 70 Yıl önce, orta halli ve dar gelirli her eve, en az bir gazete girerdi. Ya kapıya bırakılır ya da erkenden bayilerden alınırdı, ucuzdu da. Sabahları kahvaltı masasında çaylar yudumlanırken bir yandan gazete sayfaları açılır, matbaa kokusu etrafa yayılırdı.
Bu, güne başlamanın keyifli bir parçasıydı. Sırayla, önce haberler, sonra köşe yazarlarının makaleleri okunur, ardından bilmeceler çözülürdü. Sabah işe gidenlerin, çantaları kadar gazete ya da dergi taşımaları olağan bir görünümdü. Toplumun büyük kesiminde okuma merakı yüksekti. Farklı da düşüncelerde de olunsa taraflar, gün içinde özgürce politikalarını tartışırlardı. Kültür sanat politika, ekonomi ve güldürüsüyle yazılı basının, yurttaşın yaşamında önemli bir yeri vardı. İlkeli köşe yazarlarının yorumları, özenle değerlendirilirdi. Toplum yapısı ve teknoloji değiştikçe, bazı yozlaşmalarla, doğrulara ulaşım ve inanılırlık da eksilmeye başladı. Gerçek şu ki, artık sosyal medyada bireylere dayatılan ‘gerçek dışı’ iletilere ulaşmak, çok kolay, bir o kadar da yaygın ve sakıncalı. Ayrıca internet yoluyla bilgiye erişim kolaycılığı, çok yönlü araştırma alışkanlığını azaltmış görünüyor. Bedenin bir parçası haline gelen cep telefonları, bebeklerin emzik alışkanlığı gibi. Kabul edelim ki çoğumuz onun bağımlısı olduk. Arkadaş dost günaydınları, anında yapılıyor. Ne var ki, mesaj ve iletilerin çoğu, kaynağı araştırılmadan o grup ya da kişiden, öbürlerine doğru uçuşup yayılıyor. Magazinel haber ve görüntülerin beğenileri tavan yaparken, bilgi ve bilimsellik içeren metinler göz ardı ediliyor. İşin yadırganan yanı da bazı haberlerde yurttaşları ilgilendiren çoğu ana gündemlerin, arka plana sıkıştırılıyor olması. Gereksiz kişiselliğe, bilgilere, magazinel, teşhirci ve uçuk konulara fazlasıyla yer verilmesi. Bu da bıktırıyor ve kirlilik yaratıyor.
Gazete, dergi, kitap alışkanlığı ile yola çıkılmış da olunsa; güncel yaşamda artık bilgisayarla devam ediliyor. İnternet kolaycılığı ağır basıyor olabilir ama yine de kitap sevgisinden vazgeçmemeli. Şayet bir metin, başından sonuna dek içselleştirilerek okunmaz da ‘mış’ gibi yapılırsa, yanlış yorumların da yayılmasına yol açabilir. Bu nedenle okumaktan okumaya fark var. Ne yazık ki, bazı aydın sosyal medya okurlarının da artık önemli makaleleri baştan sona dek okumaktan sıkılır olması da dikkat çekici. Günümüzde günaydın, tebrik ederim, üzgünüm, beğendim gibi anlatımlarının yerini ‘emojiler’aldı. Kolaycı, kısa süreli haberleşme yöntemine hemen alışıverdik. Ben de sıkışınca bazen öyle yapıyorum. Acaba bu da bir robotlaştırmaya insanları sürükleme yöntemi mi? diye düşünmek gerek.
Özel yaşamlar, ulu orta neden paylaşılır oldu. Bu tip görseller çok ‘tık’lanıyor. Sosyal gelişim ölçütü, bazılarına göre böyle de olabiliyor. Özellikle son dönemlerde kitap sever görünenlerin, kütüphanesinde el bile değmemiş kitapları fark ettiğimde Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban Adlı kitabını anımsadım. Kitaptan korkar ve dokunamaz hale gelmeyelim de! Zira Okur oranı hızla azalmakta. 2024-2025 Verilerine göre: Ülkemizde 15 Yaş üzeri düzenli kitap okuyan sayısının %27, sürekli okuma alışkanlığı olmayanların sayısının %73 kişi olduğu; Yıl’da 130 Saat kitap okunduğu, Dünya sıralamasında 29. olunduğu belirtiliyor. İnternetten okuma olanakları gelişiyorsa da bir kitabın sayfalarına dokunup içselleştirmek keyifli bir ayrıcalık olsa gerek. Moda’da şu sürelerde ‘Book Stor Caffee’lere gitme modası var. Kahvenizi yudumlarken, kitapta okuyabilirsiniz anlamı taşıdığını düşünüp ‘Aaa ne iyi’ diye umutlandım. Ama kahve sohbeti yapanlar dışında sadece, bir kişinin elinde kitap vardı, yanılmışım! İyi de neden kitap okuma zevkinden bu denli uzaklaşılıyoruz ve kültür seviyemiz düşüyor?



12 li yaşlarda Koyulhisar/Sivas ilçede gazete haftada 1 gün gelir 7 günlük gazete okunur,sonra komşu ile değişim
yapılırdı.Biz o zamanlar Yenisabah okur Hürriyet ile
değişir sonra oradan kestiğimiz resimlerle Duvar gazetesi
yapardık.Velhasil kitap okumak bir zevkti.